| Sitemiz Yenileniyor! |
Sitemizi yeniden hazırlamak için çalışmalara başladık. Sizlerin de katkıları ile kısa sürede tamamlayıp, güncel ve faydalı bir kaynak oluşturacağımıza inanıyoruz. |
| Kamu Hizmetine Girmede Engelli İmtiyazı |
|
|
Kamu hizmetlerine girmede eşitlik ilkesi kabul edilmiştir. Ulusal ve uluslar arası hukuk metinlerinde kabul gören bu evrensel hukuk normuna göre, kamu hizmetine girişte, dil, renk, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve benzeri nedenlerle kişiler arasında ayrım yapılmamalıdır. Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerin dışında hiç kimseye, aileye, zümreye veya sınıfa ayrıcalık tanınamaz; herkes eşit şartlarda yarışmalıdır. Hizmete alınmada kişilerin farklı hükümlere tabi tutulabilmeleri, sadece kamu yararı gibi haklı nedenlerin bulunması halinde mümkün olabilir. Acaba kamu hizmetlerine girmede fiili eşitsizlik konumunda bulunan ve korunmaya muhtaç durumda olan engelliler için pozitif ayrımcılık yapılamaz mı? Türkiye Cumhuriyeti "sosyal bir hukuk devleti" olarak tanımlanmaktadır (AY.m.2). Yine "kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak" gibi "kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan, siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak" da devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmaktadır (AY.m.5). Maddenin gerekçesinde, devletin, fertlerini mutlu kılmak ve insan haysiyetine uygun bir ortam içinde yaşamasını sağlamakla yükümlü olduğu açıkça vurgulanmaktadır. O halde sosyal devlet, toplumda fiili eşitsizlik durumunda bulunan ve korunmaya muhtaç kişilere bazı ayrıcalıklar tanıyarak sosyal eşitliği sağlayabilir, sağlamalıdır. Nitekim sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler ve bu konuda devletin alması gereken önlemler, Anayasa'da açıkça sayılmaktadır: "Devlet, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malül ve gazileri korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlar. Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır. Yaşlılar, Devletçe korunur. Yaşlılara Devlet yardımı ve sağlanacak diğer haklar ve kolaylıklar kanunla düzenlenir. Devlet, korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması için her türlü tedbiri alır. Bu amaçlarla gerekli teşkilat ve tesisleri kurar veya kurdurur" (m.61). Anayasal bir terim olmasına rağmen, korunmaya muhtaç durumda bulunan bu kişiler için "sakat" veya "özürlü" kelimeleri yerine "engelli" denilmesini daha uygun buluyorum. Nitekim 657 sayılı DMK m.53'de 2005 yılında yapılan bir değişiklikle engellilerin memur olmaları kolaylaştırılmıştır. Bu düzenlemeye göre, engellilerin mesleklerine uygun münhal kadrolara atanması, mesleklerini icra veya infaza yardımcı araç ve gerecin kurumlarınca temin edilmesi esastır. Engellilerin devlet memurluğuna alınma şartları ile hangi işlerde çalıştırılacakları, mesleklerini icra ve infazda hangi yardımcı araç ve gereçlerin kurumlarınca temin edileceği, zihinsel özürlülerin hangi görevlere atanmasında asgari eğitim şartından istisna edileceği hususları yönetmelik düzenlemesine bırakılmıştır. 20.08.2004 tarih ve 20004/7754 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan Özürlülerin Devlet Memurluğuna Alınma Şartları ile Yapılacak Yarışma Sınavları Hakkında Yönetmelik, engellilerin devlet memurluğuna alınma şartları ile hangi işlerde çalıştırılacakları ve yapılacak sınavların usul ve esaslarını düzenlemektedir. Yine 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu Ek m.1 hükmü gereği, kamu kurum ve kuruluşları ile belediyelerin ve kamu iştirakleri ve bağlı ortaklıkların memur ve işçi kadrolarının en az % 0.5'ini terör mağdurlarına ayırmak zorundadır. Bu haktan yararlanacak terör mağdurları kimlerdir? Yasal tanım şu şekilde: "Terör eylemleri nedeni ve etkisiyle; şehit olan veya çalışamayacak derecede malul olan kamu görevlileri ile er ve erbaşların varsa eşleri, yoksa çocuklarından birisi, çocukları da yoksa kardeşlerinden birisi ya da terör nedeni ile malul olup da çalışabilir durumda olanlar". Kaynak:Yahya Deryal
|










